22 Şubat 2016 Pazartesi

Popülizm had safhada

İstanbul'da oynanan maçı, televizyondan takip etmedim. Twitter'a bakarken, henüz çok taze iken Trabzonspor'un oyuncusu Salih'in malum hareketinin fotoğrafını gördüm. Aynı sırada 4 kırmızı kartı da öğrendim. O an 4 kırmızı kart olduğunu öğrenmemin de etkisiyle, hareketin her şeyden bağımsız halinden dolayı da çok hoşuma gitti. Tarihe geçecek bir fotoğraf olduğu çok belliydi.

Fakat, maçın görüntülerini izledikten sonra fikrim değişmeye başladı. Maçın bitimiyle beraber artan tepkilerin aksine, hakemin Trabzonspor'lu futbolculara özel bir muamelesi olmadığı kesin. Tam tersine, hakemin her kararında, hakemi daha fazla ajite eden, futbolcuların yine kendisi. 

Hakemin pozisyonlardaki kararlarına kısaca değineyim. Özer'in ikinci sarı kartı gördüğü pozisyonda, Özer rakibine sert bir şekilde dalmıyor. Ancak pozisyonda, topu ayağında tutan futbolcuya dengesiz girişi hakemi yanıltmış olabilir. Fakat, Trabzonspor'un kazandığı penaltıyı düşünürsek, hakemin kendisiyle çelişmediğini anlayabiliriz.

Aykut Demir, ilk sarı kartı Özer'in kırmızı kartı sırasında görüyor. İkincisini ise, ceza sahası içinde topsuz alanda, Podolski'ye yaptıklarından dolayı. İkisi de futbol dışı hareket. Yoruma gerek yok. İki sarı kart da doğru.

Cavanda'nın penaltı kararı sonrası gördüğü kırmızı karta sebep olduğu fiziki hareketi de ortada. Türkiye'de futbolcuların hakemleri ittiği-kaktığını ve cezasız kaldığını biliyoruz. Bu sefer hakemin takdir hakkını kullanarak, kendisine uygulanan bu müdahaleleri cezalandırmasında ne gibi bir sorun var? 

Hakem, daha önce verilemeyen kartları bu maçta verdi diye, bunca hakem hatası yaşanmış ligin faturasının bugüne çıkarılmasını tuhaf buluyorum. Sadece adaletsizliği bu hakem üzerinden sağlama anlamı da çıkarılmadı bu maçtan. Anadolu takımları 4. kırmızı kartı görmesine sebep olan, kart gösterme hareketini alkışladılar. İstanbul'a karşı anadolu takımlarının direniş sembolü saydılar. Bu maçtan böyle bir mana çıkar mı? Bu komik değil mi? Aziz Nesin'in hikayelerindeki ucuz kahramanlara dönüştürdüler çocuğu. 

Ülkede ve futbol ortamında onca sorun varken, hakem hatasının bu kadar konuşuluyorsa, birçok anlam yükleniyorsa, kahramanlık hikayeleri üretiliyorsa bu durumdan işkillenmemek elde değil.


İstanbul-Anadolu adaletsizliği yalanı

Sakaryaspor, Bursaspor ve dahası bu kırmızı kart çıkarma olayını alkışlayıp, İstanbul vurgusu yaptılar. Resmi bir açıklama olmasa da anadolu kulüplerinin taraftarlarının ne kadarı bilmiyorum, çoğu böyle gördü. İstanbul hükümranlığı, anadolu mazlumiyeti bir yalandır artık. 

İstanbul kulüpleri kadar para içinde yüzüyorlar. Kullanıp kullanamamaları kendilerinin organizasyon başarısızlığıyla ilgili. Sabretmeyi bilseler, gündelik popülist transferler yaparak, sürekli hoca değiştirerek yönetildikleri dönemlerde, üç büyüklerden şampiyonluk kupasını alabilecekleri sezonlar oldu. Örnek, geçen sezondur. Şehir kulüplerinin var olduğu o şehirler, "ne istediler de vermedik" cümlesini kurmuş bir başbakan-cumhurbaşkanının, yüksek oylarla seçildiği oy depoları. Eğer ki, her şeyin eskisi gibi olacağını, olduğunu düşünselerdi bu kadar çok tutucu davranmazlardı iktidar partisine oy verirken.

Üstelik, son maçta Fenerbahçe, yani bizanstan bir yetkili, 2010 yılında şampiyonluğu son maçta, kendi sahasında berabere kalarak Bursaspor'a verdi. Bu nasıl bir saltanat, insan gerçekten hayret ediyor. Anadolu kulüplerinin ezildiği yıllar, sanırım naklen yayınlarının olmadığı günlerde kaldı. Demem şu; anadolu kulüpleri ve taraftarlarının yaşadığı adaletsizliğin sebebi, bizzat yine kendi şehirlerinden çıkan temsilcilerindendir, kendilerindendir. Kulüplerin gelirleri almış yürümüşken, bunca borç yükü nereden geliyor diye sorsunlar. İsyan edilecek bir şey varsa budur. Ayrıca bir şeyler yapmaya çalışan takımları, hocalarına sabretmeyerek futbollarını aynı hocalarının gelip durduğu kısır döngüye çeviren kendilerine bir baksınlar.

Medya ateşle oynuyor

Alınacak, verilecek 3 puanın ne İsa'ya ne Musa'ya yarayacağı bir maçta, hakemin yönetimini , Trabzonspor üzerinde oynanan oyunlar vs gibi değerlendirmeler var.

Trabzonspor taraftarı, böyle yorumlar yapmaya hazır olabilir. Ama medya maç akşamı popülist davranmıştır. NtvSpor'da Mehmet Demirkol'un "maçtaki tek doğru kart" yorumları durumu özetliyor. Eski hakemlerin veryansınlarına, sansasyonel ve manşetlik yorum yapma çabalarına kadar bir sürü örnek verilebilir.

Trabzonspor ve anadolu kulüpleri çarpık bir şekilde durumu analiz ederken, yorumcuların bu akıntıya kendini bırakarak yayın yapmaları, sorumluluktan uzak bir yayın anlayışına denk düşüyor. Çünkü, taraftarın istediği, özellikle de Trabzonspor taraftarının istediğinin adalet olmadığını, geçmişten günümüze uzun bir analizle çözümleyebiliriz. Taraftar, sahadaki futbolcular "bana yapılmasın" duygusuyla sinirlerine hakim olamazken, bu eylemlere onay verilemez. 

Bu ülkede isyan edilecek bir şey var ise futbol adına, bu hakemlerin saatlerce statta alıkoyulması olabilir. İstanbul hükümranlığı demişken, nasıl bir mazlum kulüplerin ferdi ki Trabzonspor, böyle bir işe kalkışabilmişti? Salih'in gösterdiği kırmızı karta sebep olan 4 kırmızı kart kadar değeri olmadığı medyada hakem alıkoymanın. Hakem alıkoymayı onaylayan, eylem biçimine çeviren anlayış, Salih'in kırmızı kartını alkışlıyor. Salih yanlış omuzlarda yükseliyor. 

Geçen sezon Fenerbahçe otobüsünün kurşunlanması meselesine girmeme gerek yok sanırım...

Sonuç olarak taraftar kafası ile popülist medya kafası dün beraber yürüdüler o yollarda. Ama çarpık, kendi kulübünü sorgulamayı bilmeyen taraftar kafası direksiyonu vermezse, medya da kazaya kurban gider.

Direniş nerede?

Trabzon, doğu karadeniz bölgesindeki ve hatta anadoludaki insanlar anadolu ezilmişliği görmek istiyorsa Artvin'e bakmalılar. Direniş diye bir şey varsa bu Salih'in kart gösteren elinde değil. Ki Artvin Trabzonspor taraftarına çok uzak değil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder