24 Ekim 2015 Cumartesi

Neden Bir Daha Olmasın?


Benzetmek gibi olmasın denir, fakat bu sefer benzetmek gibi olsun. Fenerbahçe, 05/06 sezonunda şampiyonluğu son maçta kaçırarak, bir travma yaşamıştı. Üç sene üst üste şampiyonluk kaçırılmıştı. Üstelik bir sonraki yıl, kulübün 100. yılıydı. Bu kayıp sonrası Aziz Yıldırım istifa ettiğini açıklamıştı.

O sene, dünya kupası senesiydi. Daum ile yollar ayrılmıştı. Bu büyük vurgun yüzünden, plan program rafa kaldırılmıştı adeta. Olağanüstü hal ilan edilmişti... 100. yıl öncesi hoca kim olacak ve transfer yapılacak mı hepsi birer muamma. Yokluk tadında bir muamma değil. Çokluk içinde bir muamma. Yani tam Fotomaç'ın istediği Fenerbahçe'ydi bu Fenerbahçe. Her gün yeni adaylar okunuyordu gazetelerde. Spor sayfalarında adayların kocaman kafaları. Yanlarında ise, "belki de bu olabilir" tadında başka küçük notlar ve bilgiler...

Ve sonunda Zico gelmişti onca isimin ardından. İsim büyüktü ama hocalık için çıta o kadar yukarı çekilmişti ki, ki bu yönetimin başarısıdır bence, Zico neredeyse akşam pazarından alınan patlıcan gibi eve getirilmişti.

Zico ile başlanılan sezonda 2. ön eleme geçilmiş, 3. ön elemede Dinamo Kiev'e elenilmişti. Bu sezon da bir başka Ukrayna takımına elendik, hadi bakalım. UEFA gruplarına kalan takım transferi, Şampiyonlar Ligi elemesi öncesi değil, sonrasında yapmıştı.  Transfer sezonunun bitmesine az bir süre kala, Deivid, Lugano, Kezman, Edu alınmıştı. Lugano biraz daha önce bu arada. Lugano Sakarya maçına yetişmişti, diğerleri Antalya maçına çıkmıştı. İlk Onbir sayılırken daha ne ad ne soyad hak getire... Hatta Lugano, formasını isteyen Sakaryasporlu futbolcuya formayı vermemişti, Süleyman Demirelleşerek. Bu da bir not.

O sezon da bir anda hoca önünde bulmuştu karman çorman bir kadro. 2003/04 sezonundan gelen bir temel vardı elbet. Sezon başlamadan Anelka'da gitmişti. Gözler Kezman'ın üzerindeydi. Taraftarlar büyük umutla maçlarda atacağı golleri hayal etmeye koyulmuştu. Erciyes ve Antalya ile yapılan maçları saymazsak, takım ite kaka galibiyetler alıyordu. Bu takımın yeni transferlerinin takıma henüz adapte olduğu durumuna veriliyordu. Konuya istinaden; bu sezon Volkan Şen'in, Markovic'in ve Ozan'ın gelişlerini hatırlatmak isterim.

6. hafta  17.09.2006    Sivasspor  1 - 1        Fenerbahçe  
7. hafta 22.09.2006     Konyaspor  0 - 1 Fenerbahçe      
8. hafta 01.10.2006     Fenerbahçe  0 - 1  Bursaspor    
9. hafta 15.10.2006     Ankaraspor  2 - 2  Fenerbahçe    
uefa kup. 19.10.2006    New Castle      1 - 0       Fenerbahçe 
10. hafta 22.10.2006 Fenerbahçe  4 - 1  Kayserispor  



Takım, henüz "takım" olamadı tartışmaları dönerken ve bu tartışmaların ana faktörü puan kayıpları yaşanırken, UEFA'da İngiltere'ye deplasmana giden Fenerbahçe mücadeleci kimliğiyle göz dolduruyordu. Tam da ümitler azalırken. Bu mücadele puan ile taçlanmamıştı ama takımın kendine güveni gelmişti. Devamı malum.

O sezon o haldeki takım, o sezonu şampiyon kapayıp, bir sonraki sezon Şampiyonlar Ligi'nde yarı finalin kapısından dönen takıma dönüşmüştü. Şampiyon da olabilirdik. 

Aslında her şey planlıymış izlenimine kapıldığımız fakat gün geçtikçe her şeyin o kadar da kontrol altında olmadığını hissetmeye başladığımız bir sezon. Belki enseyi karartmaz isek neden olmasın? Bu takım bunu yapabilecek futbolculardan oluşuyor. Keskin bir değişime giden takımın sancıları olsun bu yaşananlar. Şimdi o takım olma yolunda şans olabilir Galatasaray derbisi. Bu galibiyet, o atmosfer; taraftardan futbolculara, futbolculardan taraftara sirayet edecek bir "cereyan" yaratabilir. Geminin manevi yelkenleri bu rüzgarla dolabilir...



 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder