19 Ekim 2015 Pazartesi

Galatasaray Derbisine Doğru



Ligde önümüzdeki hafta Galatasaray ile karşılaşacak Fenerbahçe'nin taraftarı biraz ümitsiz gibi. Ümitsizliğin, karalar bağlamanın bir sebebi takım tutma işinin aşkla alakalı olması. Çünkü sevdiğini,  aşkını ya yüceltirsin ya da yerin dibine batırırsın en ufak hatada, sorunda. 

Fakat bu karamsarlığı sadece aşka bağlayacak kadar da basit değil sorun. Kayseri maçında iyi oynamadı takım. Ligde bundan önceki maçlara iyi oynayarak başladı ya da iyi oynayarak tamamladı. İstediği sonuçları alamadı bir türlü.

Puan kaybedişler, gün geçtikçe daha iyi olunacak kalıbıyla tolere edildi. Taraftar, seyircinin takıma olan itimadı, yerlerde değil bence. Fakat takımın iyi olacağına dair ümitler törpülenirken ve umut ibresi tabloda aşağı hafif kavisli giderken, Galatasaray derbisi geldi çattı.

En zor gününde bile takım şapkadan tavşan çıkardı derbilerde. Bu sefer o tavşan çıkar mı, kimse bunu gönül rahatlığıyla söyleyemiyor.

Bu sezonun derbi, özellikle de Galatasaray maçı handikapı, takımdaki futbolcuların birçoğunun değişmiş ve hocanın da bu maçlara uzak olması. Hoca elbet bir derbi, büyük maç nedir bilebilir. Ancak bu memlekette takımın derbi maçı öncesinde, hocanın işlevi nedir bence bilmiyor. Daum ve Mustafa Denizli'nin derbi maçlarıyla ilgili anılarını bizzat dinlemesini tavsiye ederim. Dinletilmesini ya da.

Ajax Maçında Vites Yükseltilebilir

Bu maçlarda taktik yetmiyor. Rakip Galatasaray'da bu maçların ruhuna aşina o kadar futbolcu ve bir de Hamza Hamzaoğlu varken; bunu düşünmek beni biraz karamsarlığa itiyor. Ben Galatasaray maçlarını, bir futbol maçı değil, halat çekme oyunu olarak görüyorum. Direnci kırılan, ipe asılmayan yeniliyor.

Galatasaray maçı ile ilgili tek ümidim, öncesinde ismi olan bir takımla Avrupa Kupası maçına çıkacak olmamız. Takımın Kayseri maçından Galatasaray maçına geçerken mantalite açısından vites yükseltmesine sebep olabilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder