5 Nisan 2011 Salı

Aykut Kocaman ve Başucundaki Dergi


Tembel ve pasaklılar beni daha iyi anlayacaklar sanırım. Geçtiğimiz aralık ayının sonunda fenerium'dan birkaç küçük hediye alınmıştı ve bu hediyelerin bulunduğu poşetin içine Fenerbahçe dergisi de konumuştu. Önce sevinmiştim son sayıdır en azından diye. Tarihine bakmadan yolda kapağına karanlıkta göz gezdirirken anlam verememiştim var olan fotoğraflara.

Meğer Aykut Kocaman'ın göreve geldiği günlerin sayısıymış. 2010 Temmuz ayının sayısı. Alanlar hatırlar, almayanlara şöyle hatırlatayım: Klasik kulüp dergilerinin kapaklarından. Haddinden fazla gaz salınımı yapar kulüp dergileri kapakları.

Sonra bu dergi odanın bir köşesindeki iskemlenin üzerine kondu başka dergilerin yanına. Her ne kadar haddinden fazla gaz salınımı yapsa da bu kapaklar, Aykut Kocaman'ın kapaktaki resimlerine büyük saygıyla bakarak uykuya daldım ya da odadan çıktım ilk zamanlar.

Fakat günler birbirini sıraladıkça bir yerlerde hazır beklettiğim " bizi hep kandırıyorlar" cümlesini ve daha nicesini içimden geçirmeye başladım. Bizi kandırıyorlardı hatta biz kendimizi kandırmıştık galiba.

Bu iskemle yatağın dibindedir ve ben bu Aykut Kocaman fotoğraflarını ister istemez görüp uyumak zorundayım. Hatta uyanış açıma göre uyandığımda ilk bu ve bunun gibi dergiler gözüme görünür. Yeni yıla girdikten sonra haftalar birer ikişer geçerken benim duygu dünyamda farklı şekillenmeye başlamıştı. Fenerbahçe önce Yeni Malatya'ya yenildi. Ama sonra yendi. Sonra bir daha yendi, yendi, yendi, yendi. Döndü bir daha yendi. Yetmedi bir daha yendi. Dahası var mı dedim bir daha yendi. Yani her haftasonu bu Aykut Kocaman fotoğraflarına bakarken, yatmadan dua eden çocuk gibi bu adama inancım daha da kuvvetlendi.

Bursaspor maçından önce bu yazıyı ekleyecektim ama beraberliğin hiçbir önemi yok. Duygularım değişmedi.

Bilseydim bu mesafenin bu kadar iyi geçirileceğini, o Aykut Kocaman fotoğraflarına her baktığımda düşüncelerimi not alırdım. Belki o zaman dönüp baktığımızda fenerlilerin duygu dünyası çizelgesi ortaya çıkardı.

1 yorum: