26 Şubat 2011 Cumartesi

Güneş ve Futbol


İnsan güneşi ya da ayı hesaba katarak zamanı senelere bölmüş. Ona göre de 'sene-i devriye'ler meydana çıkmış. Bir futbolsever için de bir gün cuma, kasımın 3'ü falan değildir. Futbolsever için Kasım, Aralık, Ocak da yoktur. Yıl, futbol sezonunun başlaması ile başlar, bitince de biter.

Örneğin ben, bir sene-i devriye yaşıyorum bugün. Bir önceki Kasımpaşa maçından önce bir Fenerbahçe forması almıştım, kötü gidişat vardı, "uğur getirsin" demiştim içimden. İyi hatırlıyorum.

Bunları hayatım boyunca çok yaptım. Örneğin 95-96 sezonunun ilk maçında Fener Trabzon'u 3-1 yenmişti. Ve o gece abim askere gitmişti. İkinci yarı Trabzonspor'un sahasındaki maç başlarken, "geçen maçta abim daha askere gitmemişti o gece gidecekti" diye aklımdan geçirip durmuştum.

Formanın çok da uğursuz gelmediğini hatırlayarak, bu Kasımpaşa maçında da giyeceğim. Geçen haftaki Beşiktaş maçının ikinci yarısında da giymiştim.

Ve bu arada yazının teması şu:
Biz normalde güneşe bakarak takvimimizi belirliyoruz. Ama bu anormal durumda ise anıları, lig fikstürüne göre bölüyor, kodluyor ve hafızamıza atıyoruz. O halde futbol bizim için güneş kadar değerli. Güneşten farksız. Ve güneş dediğimiz şeyse bizim için hayatın ta kendisi. Değil mi?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder