25 Şubat 2011 Cuma

'Geçen' Sezon, Hatıralar Geçmez


10 yaşında bir çocuktum. Tuttuğum takımın şampiyonluğunu ilan etmesi nasıl bir şey bilmiyordum. İlkti.

Daha önceki yıllarda da tv başına geçip çok maçını seyretmiştim, ama başından itibaren itinayla takip ettiğim sezon, fener şampiyon olmuştu. Çok güzel bir tesadüftü. Bazen kağıtlarda bazen, aklımda maçların çetelesini tuttum. İyi gidişin, fenerin iyi bir sezon geçirmesinin etkisi büyüktür kesin çetelenenin sürekliliğinde. Ama iyi gidiyoruz diye mi çetele tutabilmiştim, yoksa çetele tutmama mı denk gelmişti bu iyi gidiş bilmiyorum.

O sezon yaşanan şampiyonluk başkadır benim için. Sezon sonunda spor haberleri esnasında ekranın altında sarı ve lacivert renkte harflerle "şampiyon fenerbahçe" yazısına her bakışımda yaşadığım mutluluğu tarif edemiyorum. Yoktan var olan bir güzellikti o. Çünkü daha önce hiçbir sezonun bitişinde nasıl terennümler yaşanır tam bilmiyordum. Bir tek Beşiktaş'ın tv kanalındaki dansözlü şampiyonluk kutlamasını görmüştüm o zaman. Şampiyonluk adına gördüğüm her şey hayatıma artı idi. Hiçbirini istememiştim tanrıdan. O terennümler için de yalvarmamıştım. Ama çetelesini tuttuğum sezonu şampiyon kapayınca şampiyonluğa dair her haber, görsel hesapta olmayan bir ikramiye gibi gelmişti.

O şampiyonluk akşam eve gelirken babanın çocuğuna verdiği, janjanlı ambalajıyla bir gofret ya da bisküvi gibiydi. Ya da pakedini açamadığın oyuncak otomobil. Açmaya kıyamazdın hani. Tekerlerini halıya dokundurmak istemeyecek kadar yeme de yanında yat sendromu. İnsan çocukken alınan şeylere daha çok sevinirdi. Nedeni tamamen cahillik. Çünkü maddi açıdan o bisküvinin sıralamadaki yerini bilmezsin, akranların marketlerde hangi çikolataları sepete atar ruhun duymaz. Kaç para bilmezsin. Maddi değerinden bihaber olunca da insan; babasının, ablasının, abisinin, anasının gönlünden kopan hediyeyi, hediyenin koptuğu gönlü daha bir candan seviyor olurdu. Fenerin şampiyonluğu da öyleydi. Fener şampiyon olduğu için, seneye avrupadaki başka şampiyonlarla oynayacakmış diye öğrenirsin mesela, zannedersinki önüne geleni yine öyle devirecek. Duyduğun 3-5 tane avrupa takımıyla hayali maçlar oynatırsın daha sezon yeni kapanmışken. Avrupa kelimesinin ve "başka şampiyon takımlar" cümle öbeğinin sihriyle ciddiye alırsın tabii ki. Ama en fazla ilk yarı mağlup gider takım soyunma odasına. Sonra çıkar takım aslanlar gibi geri dönüş yapar. Ya da bir düello gerçekleşir. Halbuki daha silahtan ve kovboydan habersizsindir. Neticede kazanırsın. Olmadı son dakika golüyle, olmadı penaltılar da. Kafanda oynadığın maçı sahaya yansıtmak zor iştir, Mustafa Denizli bile başaramaz bazen.

Sen zannedersin ki fener şampiyon oldu ve hayat duracak. Daha futbolcular tatile yeni çıkmışken, sen şampiyonluğu yeni, yeni içselleştirmişken, bir gün bir spor haberinde geçen bir cümlede dumur olursun: "geçen sezonun şampiyonu fener..."

Geçen sezon mu? Ne geçeni kardeşim. Daha doyamadım ben o şampiyonluğa... Sonra anlarsın işte, şampiyonluğun yaşandığı gün bitermiş futbol sezonu. Biter bitmez de yeni sezon başlarmış. Böyle her sene hızlı dönen bir çark öğütürmüş duyguları... Hüzünleri, sevinçleri...

1 yorum:

  1. çok güzel yazmışsın arkadaşım. başlık da güzel olmuş. herkesin futbolla ilk temasında böyle hatıraları var. unutmamak güzel.

    Fikri

    YanıtlaSil