8 Eylül 2010 Çarşamba

Durunca Olmuyor


İkinci yarı 2008'den kalan bir zaman dilimi gibiydi. Değişik hocanın ayrıntılarda bir fark yarattığını söyleyebiliriz. Sahaya yüreğini koyarken bile bir nebze mantıklı hareket ediş belki katkı sayılabilir. Ümitlenmemek için hiçbir sebep yok. Ama Kazakistan maçında nasıl ki bu bir sınav sayılmaz diyorsak bu maçta onu diyemesek bile ayaklarımızın yere basmasında fayda var.
.
Golden sonra ve karttan sona arzuladığımız kimliğe kavuştuğumuz da ortada.
.
Maçın başındaki halimize ve hala duran toplarda aciz kalmamıza bakacak olusak; bence bizim ülkemizin genel mantığının bir sonucu. Biz oyunu parçalar halinde bir bütün olarak göremiyoruz. Tren gibi, oyunumuzu rayına soktuğumuzda durdurana aşkolsun ama oyun dur kalk yaptıkça soğuyoruz. Oyun biraz dursun ve bir duran top atılsın afallayabiliyoruz. Duran toplar da o yüzden sıkıntılı. Duramıyoruz çünkü. Bizim oynamamız için zihnimizin durmaması lazım. Biz duran toplarda organizasyon yapıyor gibi gözüksek de bence oyun durduğu için bunu bir mola gibi görüp ciddiye almıyouz. Oyun ısındığında, git-gel başladığında yediğimiz gollerin yarısından fazlasına cevap verebiliriz. En azından yürekleri ağızlara getirebiliriz.

1 yorum: