18 Mayıs 2010 Salı

İstanbul İçin 'sorgulama' Vakti

Ligin çehresi değişmeye başlamıştı ve bunu bu şampiyonlukla iyice belli etti. Fakat bu gelişi farkedemedi Fenerbahçe yönetimi.
.
Fenerbahçe, geçen sene, 3 büyüklerden biri olan Beşiktaş ile psikolojik savaşa girdi. Ve bu sene, şampiyonun takım kurduğu paralara, nerdedeyse bonservis ödedi. Bunun anlamı şuydu.
.
Fenerbahçe rakip olarak Beşiktaş'ı görüyordu. Onunla piskolojik savaşa girdi. Yani hala ligin gidişatından haberdar değildi. Ligde artık biraz iyi planlama yapanlar büyükleri rahatsız etmeye başlamıştı. Son senelerde şampiyonluklar kaç puanla geldi, buna bile bakılsa aslında bir şeyleri değiştirmek için harekete geçilebilirdi. Bir anadolu takımının şampiyon olması için şartlar olgunlaşmıştı. Şampiyon olurken bile 71'leri zor bulan 3 büyüklerin bu puan çıtasına kafa sokacak bir babayiğit yoktu sadece. Ya da bunun farkına varamamıştı onlar da.
.
Ayrıca Aziz Yıldırım ve yönetim, şampiyon olamadıkları yıllarda diğer büyüklerden puan topladıklarını fakat buna rağmen neden şampiyon olamadıklarını sorgulasalar, yine geleceğe yönelik iyi fikirler çıkabilirdi.
.
Biz haticenin dırdırından anlamadığımız için bize neticenin o soğuk tabelası lazımdı, o da gerçekleşti. Artık bundan da bir ders çıkarmazlarsa yapacak bir şey yok.
.
Sanırım artık ligimizde, şehir takımlarına dönüş süreci yaşıyoruz. Bu süreçte mesela, hala her kim varsa Bursa'da doğup Bursa'da yaşayan ve Fenerbahçe'li olan, işte o gerçek fenerli olarak hayatına devam edecektir.
.
Kulüp aidiyetleri yerine oturacak sanırım. Yani sel gidecek kum kalacak. Bunu da alınan kombine, forma belirlemeyecek, bunu belirleyecek olan hissiyatlar. "Ben zaten kombine mi alarak maça geldim bi de ayağa mı kalkıcam, bir de bağıracak mıyım?" Şeklinde düşünenler alınan kombine karşılığında bir şampiyonluk hesapları tutmadığı için biraz dumur olacaklar. Onlar bence sorgulayacaklar kendilerini. Yani bir final maçında takımın ihtiyacı da satılan kombine bilet sayısı değil de, orda o takım için deliren taraftarmış. Deliren derken, kalkıp böğürmekten çekinmemesinden bahsediyorum. Sınır bu, yoksa ötesi değil.
.
Ha tabii bu sadece içinden ayıklananlar. O sahaya girip de sonra çimlere oturup ağlayanlara söyleyecek sözüm yok şimdi sıcağı sıcağına. Ama bir final maçında, maç 1-1 olmuşken, futbolcuların ayakları titredi ama taraftarın niye ayakları titredi onu anlayamadım. Takımı ateşleme tecrübeleri ve isteklerinde mi sorun vardı bilmiyorum. Herkes mucizeyi takımdan bekledi biraz. Ama iş sıkıntıdayken mucizeye ortak olacak olanlar taraftarlardır. Bence.
.
Ama yine de Fenerbahçe kazanınca fenerlilik perçinleniyor olsa da mantık olarak; fenerin kaybetmesi bile bir başka oluyor. Kaybedince bile büyük kaybediyor, farklı kaybediyor, iz bırakıyor. Bir başka oluyor hissi. İnsanın takımıyla kurduğu bu bağı, fenerbahçe takımını tutmayı, "herkes kendi şehrinin takımını tutar" mantığının kabına sığdırmak zor.
.
Ve ayrıca Bursaspor'u yürekten tebrik ederiz. Artık 3 büyükler dışında şampiyon çıkmaz abi diye adlandırdığımız klişeyi yıktılar. Her gerçekten uzaklaştıkça büyüklüğünü kavrayabiliriz diye düşünüyorum. Bu şampiyonluk da buna dahil.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder