13 Kasım 2009 Cuma

Futbol Programımızın 1/3 'ü ile


Oturup akrabalarla, dostlarla futbol sohbeti yaparsak eğer, konuştuğumuz takımın bir tutanı, bir temsilcisi yoksa konuyu orda kapatıyoruz. Söz hakkı doğar diye. Ağır bir eleştiri olur diye. Hakkını koruyamaz diye.

Böyle diye diye bizi bu hale getirir belki tv sporculuğu. Bir tv programı yapılıyorsa mutlaka (en azından 3 büyükler) 4 büyüklerden birer temsilci olmak zorunda. Yorumcu kontenjanı böyle açılıyor nedense... Hadi Bizim Stadyum, Telegol ve türevi programlar için bu anlaşılır, çünkü programlarını en az üçe bölerek dizayn edyorlar. Mesele futbol değil, kulüplerin zaferleri ya da yenmiş hakları oluyor.

Peki çağdaş futbol programcılığını bize sunmaya çalışan ntvspor'a ne demeli. Cem Dizdar'ın, Kanat Atkaya'nın olduğu bir programda 3 takımı tutan yorumcuya ihtiyaç var mıdır? Yani sırf fenerli diye orda Mehmet Y. Yılmaz'ı görmek zorunda mıyım bilmiyorum. Kendisi futbol dışı konularda çok tecrübeli olabilir ama o programın beklentilerini karşılamıyor. Konu yalnızca bir kişi değil, anlayışa karşıyım. (ters köşe)


Bu anlayışın bir örneği Star kanalındaki futbolig programında da mevcut. Orda da Cem Dizdar, Bilgin Gökberk var. Dahasına gerek var mı? Geçen sene Uğur Meleke'nin yanında Osman Tamburacı vardı. Bu sene sanırım son anda Selçuk Yula'yı getirdiler. Sırf Fenerbahçeli taraftarlar alınmasın diye. Ya Cem Dizdar'ı, Bilgin Gökberk'i çağırma, ya da Selçuk Yula'yı çağırma. Programda İstanbul boğazında karadeniz ile marmara suyunun birbiriyle karşılaşması gibi bir durum var. Panayıra dönüyor porgram. Herkes kafasındakini söylüyor ama kimse kimseyi anlamıyor. Ama bazen güzel komediler çıkıyor. O da ayrı.


Bilgin Gökberk bir örnek veriyor. Örneğin fenerbahçeliyle ilgili teması varsa, Selçuk Yula buna yanıt veriyor ve Fenerbahçe'yi kolluyor. Sonra Cem Dizdar halkçı yanıyla bir cümle ortaya atıyor. Tam Ali İsmet Ural, hepsinden ortalama bir cümle çıkarmaya çalışırken, Ertem Şener lafı balla kesiyor. Sonra kısacık bir ara. Bu bitmeyen bir döngü. Bundan sonra izleyebilirsem, elime not defteri alacağım ve diyalogları not alacağım.


Yani söylemek istediğim, hiç değilse, daha ziyade futbolun konuşulmasını istediğmiz programlarda, yorumcular tuttukları takımlara göre değil, özgün kişiliklerine, özgün bakış açılarına göre seçilsin. Gerekirse 3 Fenerli , 3 Beşiktaşlı görelim.


Pardon gerekirse de 3 Galatasaray'lı . İnsan yazıda eleştirdiğini yapmak zorunda kalıyor. Bak yazının sonuna geldim, şimdi iyi anlıyorum, program yapımcılarını.


Saygılar...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder