24 Kasım 2009 Salı

Cüsseli Harikalar Kumpanyası


Ummadık kültürlerden insanları, rüyasında dahi görmediği ülkeye transfer ediyoruz. Burada futbol oynatmaya çalışıyoruz.

Zaten saldım çayıra felsefesiyle ilerleyen futbol dünyamız içinde enteresan anlara şahit olduğumuzda şaşırmaya gerek var mı? Umduğunu bulamamış Emre ile Dos Santos'u aynı takıma transfer ederseniz, Baroni ile aşırı yükleme yapılmış Arda'yı aynı ligde oynatırsanız ne olur, bu olur.

Böyle bir panayır yaratırsanız, Gökhan Gönül'ün topsuz alanda, türkçe dayılanma sözcükleriyle Elano'nun üzerine yürüdüğü bir gösteriye şahit olursunuz. Komedi .

Komedi filmlerinde ve dizilerinde yapılır bu, birbirinden alakasız uç tipler aynı dizide çarpıştırılır ve komedi doğar. Damarları patladı patlayacak Emre Belözoğlu ile Cool Bilge Ernst'in yan yana gelmesi böyle bir şey değil mi? Kim yazıyor arkadaş bu dizinin senaryosunu?


Bu ülkeye Zico geliyor, bir beyefendi, ülkemizin en geniş mazisine sahip stadlarından birinde,uzun menzilli ağzıyla Zico'nun kafasına tükürük kondurmaya uğraşıyor. Rijkaard geliyor, ona da en kıdemli yazar "yetenekli, büyük futbolcuları öldürüyor" diyor. Ronaldinho'nun, hangi dönemlerde en iyi çıkışı yaptığını bile hatırlamıyor.


Sonra Mehmet Demirkol, artık bu Rijkaard, o Rijkaard değil diyor. Tabii üzülerek. Çünkü Rijkaard buna mecbur. Futbolun evrensel dili vardır diyoruz, ama pek de öyle değil duruyor. Rijkaard, ligi gördükçe, basını öğrendikçe bön bön bakmaya başlıyor. Sahada oynanan futbolu anlamaya çalışıyor. Çünkü Türkiye'de futbol, ülkemiz gençliğinin Bodrum'da kız tavlayacak kadar öğrendiği İngiliz dili gibi oynanıyor. Biraz yalap, biraz şap.


Hatta ilkokulda öğrenilen ingilizce gibi oynuyor. Merhaba ben bilmemkim, nerelisin ? Ben şuralıyım . Tanıştığıma memnun oldum hadi kendine iyi bak.


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder