7 Eylül 2009 Pazartesi

Uzaktan Sevdik


Hiçbir transferi dilediğin gibi olmaz. En nefret edilen her kimse onu alır kulüp. Kulübün emektar, alt yapı çocukları takasta kullanılır. Ses çıkaramazsın, çıkarsan da duyulmaz.

Ama lig başlar, yılların alışkanlığındandır ya da kara sevdadan; tribünde, televizyonda, radyoda takip etmeye devam edersin. Hastalıkta - sağlıkta diye söz vermiş gibi.


Yenilmişse, içten içe ona belli etmeden "bak ben sana dememiş miydim" diyen baba edasıyla söylenirsin.


Ama kazandığında da bir şeylerin eksik olduğunu hissedersin. ayağa tam oturmayan ayakkabıların vardır hani, fakat giyip çıkmak zorundasındır. ayağına vurur ama aldırmazsın. Öyledir Türkiye'de bir takımı tutmak.


Sonra yeni birileri gelir, geçer takımın başına . Sen uzaktan izlersin. Hani mahallede sevdalandığın bir abla vardır. Aşık olur da söyleyemezsin. Onu, zengin birine verirler. Kalbine gömer aşkını, sırf onu bir daha ve bir daha görebilmek için, düğününe gidersin, 'güle güle oturuna' gidersin. İçine oturur, yüreğin kabarır, elinden bir su içer yarabbi şükür dersin.


Böyle bir şeydir Türkiye'de takım tutmak...
not: Bu hikayedeki, resimdeki kişi, kurum ya da kuruluşlar tamamen hayal ürünüdür. Ya da yazan bu rüyadan uyanmak istemektedir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder