3 Haziran 2009 Çarşamba

Tutamadığım Topum

Pizzacıdan kazandığım bir futbol topum vardı. İnik olarak aldığım topu ilk zamanlar evden dışarı çıkarmamıştım, koridorda kendi kendime oynuyordum. Pompa da yoktu, bir sebebi budur.


Derken bir pompa bulduk, bizim dört binalı sitemizin yan tarafındaki alanın oralarda güneşin henüz etkisini gösterdiği dakikalarda abilerden biri şişirmeye koyuldu. Bende topu paylaşmanın garip bir hissi, diğer çocuklarda ise heyecanlı bekleyiş...Et bekleyen piranalar misaliydik...


Sonra top şişirildi ve "bırak lan", " bi durun lan" lı cümleler eşliğinde takımlar seçildi. Kalelerimizin biri bir balkon altıydı. Direklerinden biri balkonlardan inen pvc boru, diğeri ise pis suların bıraktığı 4-5 cm genişliğindeki siyah izdi. Diğer kale ise tahta telefon direği ile beton köküyle yerinden çıkmış sokak kapısı direğiydi.


Derken maç başladı. Aramızdaki büyük abilerden birisi bizim takımda diğeri ise karşı takımdaydı. Ben telefon direkli kalede kaleci oldum. Karşı takımdaki abi, topu her boş bulduğunda, kaleyi gördüğünde abanan bir zattı. Üstelik duvar tarafındaki kale olsa biraz rahattım, çünkü oraya doğru abanmaya çekinilirdi biraz. Belki maçın gidişatı içinde herkes coşa gelmişse, o anın hırsıyla abanılırdı.


maç başladıktan sonra ben kendimi de koruyarak kurtarışlar yapmayı düşündüm. Fakat abimiz ilk abanışta attı golü. Sonra bir daha, sonra bir daha. Ardından bunu kendime yediremeyip bazı toplara elimi uzatmaya çalıştım. Ancak o toplar ışıktan daha hızlı olduğu için, göremiyordum. Sanıyorum arada bir kaç tanesini dizimle falan çeldim. Ama abanarak atılan şutlarla goller gelmeye devam etti.



Onda devreli maçın devre arası gelmemişken bir şut daha çekti abimiz. Yüksek ihtimal farklı yeniliyorduk. Ben "yeter artık" diye içimden çıldırarak topu tutmaya karar verdim. Kırılacaksa kırılsındı elim. O anda anlamadığım bir şeyler oldu. Sanki büyülenmişti top, sanki çizgi filmlerin yavaşlatılmış anlarından birini yaşıyorduk. O zamanlar, japon futbol çizgi filmleriyle de daha karşılaşmamıştım .


Ve topu tutmuştum evet. O nasıl bir mutluluktu allahım! En sonunda güçsüzler güçlüleri yenmişti. Yenmiş miydi?


"Hayııııııırrrrrrrrrrrrrrr! Olamazzz..."


Tuttuğumu sandığım topum patlamıştı. Ben o maçın en mutlu anını yaşarken, topum ordan çok uzaklardaydı artık.(!) Meğersem top havada patlamıştı. İrtifa kaybederek bana yaklaşan topu, Volkan'ın (Demirel) garanti toplarda yaptığı gibi artistik hareketlerle kucağıma almıştım.


"Daha ilk defa seni toprak sahalara kondurmuştum ben."


O olaydan sonra, az önce o topa tapanlar yeni top aramaya koyuldular. Bense abiye gösterilecek saygıdan ve de kavga edemeyecek çapta olduğumdan bu olaydan ders çıkarmaya çalışıyordum. Olayla birlikte, futbol topu ihalesine girmenin yersizliğini anladım . Başkaları koşuşturdu, o işlerde.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder