28 Mayıs 2009 Perşembe

'Oyunsuz' Bir Dünya İçin, Kaleye Geçin...

'OYUNSUZ' BİR DÜNYA İÇİN, KALEYE GEÇİN; DOKUZ ADIM SAYIN.






Dünyayı güzellikler kurtaracak mı gerçekten? Biz kahkaha attıkça, kötülerin kulaklarında yankılanacak da acı çekecekler mi onlar?Peki boğar mı bir savaş gürültüsünü, tribün cemaatinin, renklere duyduğu aşktan haykırması.



Hangisi daha doğru? Hala bir yerlerde birileri ölüyor, birileri öldürüyor. Belki şu an bir ortadoğu çocuğu ekmek diye sayıklıyor. Ya da çok uzağa gitmeye gerek yok, olimpiyat stadına en yakın gecekondu mahallesindeki ufaklığın derdi ne? Olimpizm, ruhuna işledi mi stad sayesinde. Formula 1 'i hiç saymıyorum.



Hangisi daha doğru spor mu, sporsuzluk mu? Yani futbolsuzluk yani oyunsuzluk. Oyun oynamazsak, kendimizi eğlenceye kaptırmazsak düzelecek mi her şey? Dik bir tavra bürünüp ellerimizi çenemize koysak ve suratımız çirkinleşene kadar düşünsek. Gülmesek, önümüze gelen her vak'ayı yargılasak, sorgulasak ve beğenmesek.



Stadyuma girerken o yeşili görme heyecanından vazgeçersek, top çizgiyi geçti diye eğlenmesek her şey düzelecek mi? Düzelecekse şimdiye kadar attığımız her gol ofsayt sayılsın, hakem oyunu yeniden başlatsın. Tahkime gitsin bu dünya, çeksin cezasını. Peki ya futbol öncesi, yani futboldan önce herşey iyiye mi gidiyordu?



Uyuşturuyor. Evet alkol gibi bir şey bu futbol, yani dertsiz, tasasız oyun oynamak. Ama zaman zaman meseleleri halledemedik diye içsek de, bazı zamanlar en önemli hayat derslerini içki sofrasında almadık mı? (Futbolun ilk kurallarının da alkol masasında belirlenmesi de ayrı bir ayrıntıdır.)



Acaba bıraksak bu saçma oyunu... Sonra dünyanın kimin eli kimin cebinde haline, binbir çelişkisine saplanıp kalmaz mıyız? Sonra ardı ardına patinajlar ve mutsuzluk... Ya futbol olsa da olmasa da bunlar yaşanabiliyorsa, yazık etmez miyiz kendimize? Kim bilir daha kaç kere ayaklarımız yerden kesilecek, daha ne goller olacak bu hayatta? Daha daha, hayli hayli küfür edip rahatlayacağız.



Hem biz bu eğlenceli oyunu gençliğimizde bırakıp daha gerçek ama daha kötü bir oyunun içine düşmedik mi? Futbol oynarken her şey çok kolay değil miydi? Yaşayarak kazımıştık akıllarımıza kurallarımızı. Ağa da paşa da olsan 'atan alır'dı, 'çalım atmadan gol'yoktu... O zaman dört bir yanı çim saha mı yapmak lazım? Elimizde top ya da ayağımızda... Top sürüp geçmek mi lazım. Elbet yaylanarak kalesinde bizi bekleyen bir dost buluruz.



Futbol bozmadı bu dünyayı be! Keşke her şey futbol yüzünden bozuk olsaydı. Keşke her şey futbol olsaydı. Futbol adına sorun diyebileceğimiz ne varsa halledilirdi. Kaybettiğimiz bir şampiyonluk, yediğimiz ofsayttan gol olurdu.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder