08 Aralık 2009 Salı

Bir Şehirde Futbol Stadı Aramak

08 Aralık 2009 Salı 0










Sunay Akın'ın "Güzel bir bahar günü Rüzgarlı havada Pencereleri açmış çalışıyoruz. Hani çalıştığımız kağıtlar uçuşmasın diye üstlerine bir ağırlık ya koyarız. Kent için heykel işte o ağırlıktır." diye bir sözü vardır.
.
Heykeller ve heykellerin konduğu meydanlar bir şehrin kalbidir. Bir şehirde, her insan alyuvarlar ve akyuvarlar gibi mutlaka o meydana çıkar ve sonra ara sokaklara dalar. Bir şehir tanıtıldı mı, meydanından çekilmiş bir görüntü, bir fotoğraf görürüz.
.
Çocukken, futbola dair duygular, tadlar kaçmışsa eğer genzimize, üstte söylenenlerin hepsini, futbol stadları hakkında düşünürüz biz .
.
Yüreğinin yelkeni futbol rüzgarıyla şişenler için stadyuma dair her işaret bir deniz feneri işlevi görür. Hele ki stadyumların ışıklandırmaları. Onlar şehrin dar sokaklarından bile görülebilir. Insana yolunu kaybettirmez. Yönünü yosunlardan, karıncalardan değil, stadyum ışıklarından bulur futbol takipçisi.
.
Bu takipçi, şehrin kuşbakışı çekilmiş fotoğraflarında gözü önce şehrin stadını arar ve bulur. Derin, derin inceler. Pikselin yetmediği yerde hislerini devreye sokar. Stadı görmeye çalışır, gözünde canlandırır.
.
Civarından geçerken stadın, görebileceği en son noktaya kadar stada bakar, futbol hastası. İnönü bunun için en güzel örnektir. ( Fenerbahçe Stadı'nın eski mimarisi, trenden görülmek için eşssizdi. )
.
Bulunulan mahalde, oraya ait stadyum, stad, futbol sahasının kenarına iliştirilmiş tribün, ya da doğal çayır tepeler mutlaka görülmelidir.
.
Bir stadyumu daha görme şerefine eriştim ve fotoğraflarını buradan paylaşıyorum. Günün birinde Kentsel Dönüşüm projeleriyle belki yıkılır, kendi blogumda da hatırası kalsın.
.
Ve karşınızda Samsun 19 Mayıs Stadı.

.
.
not: fotoğraf Hasköy tarafındaki tepeden çekilmiştir.

06 Aralık 2009 Pazar

Kocaelispor Ahvali

06 Aralık 2009 Pazar 0

Uykudan uyandıracak beyaz atlı prensini beklerken Kocaelispor, taraftarıyla sevgililer gününe kadar ayrı kalacakmış. Verilen ceza onanmış.
.
Kocaelispor, Bank Asya Ligi'nin dibinde, yalnızlığa demir atmışken ilk yarının da son haftalarına girmiş bulunuyoruz. İlk yarıda kalan iki maçta puan ve puanlar alınırsa, ikinci yarı için ümitlerin tazeleneceğini düşünüyorum . Yani ligde kalabilmek için umutlanmayı ümit etmek istiyorum.
.
.



.
.

05 Aralık 2009 Cumartesi

Üst Üste İki Büyük Devirince

05 Aralık 2009 Cumartesi 0

Maçtan önce aklıma geldi, bu başlığı atmak. Pusuda bekledim, puan kaybetmesini. Ve Kasımpaşa puan kaybetti; Trabzonspor ve Fenerbahçe galibiyetlerinin ardından.
...
Kasımpaşa 2-2 Sivasspor

02 Aralık 2009 Çarşamba

Şenol Güneş ile

02 Aralık 2009 Çarşamba 0

Çok güzel bir haberdi. Tarihte bir gün tekrar eski yazılara baktığımda bu konuyu da burda bulmak için not alıyorum.

Basın toplantısında Ferguson modelinden bahsedilmiş. Bence nasıl hedefe maç maç gidiyorsak, bu birliktelik için de sene sene söz verelim. Diyelimki, Trabzon ne olursa olsun bu sezon hocasını göndermeyecek. Başlar başlamaz omuzlarımızda yük olur bu cümleler. Nihayetinde, bahsettiğimiz yer Türkiye, bahsettiğimiz şehir Trabzon.

Umarım dedikleri gibi olur ve Şenol Güneş uzun yıllar takımın başında kalır ve Trabzonspor kendine has bir takım olur. Bünyesindeki, kendi karakteristiğine uygun topçularla oynar. Ve bu topçularla da şampiyon olur, dilerim.

Ama zor. Çünkü siyasetin ilk hedefi olduğu bilinir Trabzon'da, Trabzonspor'un. Siyaset, eğer başarı gelmezse, bir çırpıda gözünün yaşına bakmaz; karakterin, gelecek hedeflerin, hedef sahibi Şenol Güneş'in.
Siyasete devinim, değişim, hareket gerekir. İşler gözükmek, bir şeyler yapıyor gözükmek lazım.

24 Kasım 2009 Salı

Cüsseli Harikalar Kumpanyası

24 Kasım 2009 Salı 0

Ummadık kültürlerden insanları, rüyasında dahi görmediği ülkeye transfer ediyoruz. Burada futbol oynatmaya çalışıyoruz.

Zaten saldım çayıra felsefesiyle ilerleyen futbol dünyamız içinde enteresan anlara şahit olduğumuzda şaşırmaya gerek var mı? Umduğunu bulamamış Emre ile Dos Santos'u aynı takıma transfer ederseniz, Baroni ile aşırı yükleme yapılmış Arda'yı aynı ligde oynatırsanız ne olur, bu olur.

Böyle bir panayır yaratırsanız, Gökhan Gönül'ün topsuz alanda, türkçe dayılanma sözcükleriyle Elano'nun üzerine yürüdüğü bir gösteriye şahit olursunuz. Komedi .

Komedi filmlerinde ve dizilerinde yapılır bu, birbirinden alakasız uç tipler aynı dizide çarpıştırılır ve komedi doğar. Damarları patladı patlayacak Emre Belözoğlu ile Cool Bilge Ernst'in yan yana gelmesi böyle bir şey değil mi? Kim yazıyor arkadaş bu dizinin senaryosunu?


Bu ülkeye Zico geliyor, bir beyefendi, ülkemizin en geniş mazisine sahip stadlarından birinde,uzun menzilli ağzıyla Zico'nun kafasına tükürük kondurmaya uğraşıyor. Rijkaard geliyor, ona da en kıdemli yazar "yetenekli, büyük futbolcuları öldürüyor" diyor. Ronaldinho'nun, hangi dönemlerde en iyi çıkışı yaptığını bile hatırlamıyor.


Sonra Mehmet Demirkol, artık bu Rijkaard, o Rijkaard değil diyor. Tabii üzülerek. Çünkü Rijkaard buna mecbur. Futbolun evrensel dili vardır diyoruz, ama pek de öyle değil duruyor. Rijkaard, ligi gördükçe, basını öğrendikçe bön bön bakmaya başlıyor. Sahada oynanan futbolu anlamaya çalışıyor. Çünkü Türkiye'de futbol, ülkemiz gençliğinin Bodrum'da kız tavlayacak kadar öğrendiği İngiliz dili gibi oynanıyor. Biraz yalap, biraz şap.


Hatta ilkokulda öğrenilen ingilizce gibi oynuyor. Merhaba ben bilmemkim, nerelisin ? Ben şuralıyım . Tanıştığıma memnun oldum hadi kendine iyi bak.


23 Kasım 2009 Pazartesi

GDOsuz Fenerbahçelilik

23 Kasım 2009 Pazartesi 0

Daha çok derbi kaybedeceğiz, o dahasının çoğunu da kazanacağız.


Derbinin ardından söyleyeceklerim çok başka.


Asıl Fenerbahçe hangisidir, öz fenerlilik nasıldır bulmak çok zor. O kadar kozmopolitki 3 büyükler. Hatta diğer şehir takımları da. İnsan tuttuğu takımın diğer tutucularıyla bazen itilafa düşüyor, sorna düşünüyor, acaba hangimiz daha fenerli ?


Eğer kapital açıdan bakarsak benim daha az fenerli olduğum söylenebilir. Çünkü bu tamamen maddi verilere dayanıyor. Aldığımız forma sayısı, ürün sayısı belli. Gittiğim maç sayısı belli.


Diğer manevi konularda can çekişiyor kulüp sevgilerimiz. Kim, neden, niçin tutuyor feneri? Benimle aynı mı?


Şu dünyanın büyük köy olduğu, kimin elinin kimin cebinde, bilinmediği zaman diliminde meyvayı GDO'dan ayırmak kadar zor menfaatçiliğin kötülüklerini, ahlaktan ve etikten ayırmak. İşte bir büyük kulübü sevmek de bu kadar zor. Kim bilir hangi kısımları hormonlandı, hormonlandı ve ne gerçek kokusu kaldı ne tadı sarı-lacivertin,siyah-beyazın,yeşil-siyahın.


Bazen katılmasam da Beşiktaş'lı bazı yazarların ve taraftarların o kadar kirli işin içinde bir temiz su damlasını alıp baş tacı etmeleri belkide üstte yazdıklarımdandır. Evrenin ana maddesini aramış felsefeciler gibi belki onlar da Beşiktaş'ın ana maddesini arıyorlardır. Belki de çoktan bulmuş da kaybettirmemeye çalışıyorlardır.


Ben de Fenerbahçe'nin ana maddesini buldum sanki yine İnönü'de. Belki bir güzel denk gelmedir. Eski Fenerbahçe az maç oynamadı o gökyüzünün altında.


Fenerbahçe, yenildi. Verilmeyen penaltılar konuşulmadı. Ofsayt olan gol...


Sessiz sedasız çıktık o stadyumdan.


Öz fenerlilikle ilgili meşgul olmamız gereken husus bu olabilir . Fenerbahçe'nin üzerine yatırım yapması gereken sermayesi . Sermayesi efendiliği hey dost, serveti buna inanan taraftarı...


Başka bir kulüp olsaydı, gözlerinde şimşekler çakan topçular bitiş düdüğüyle hakeme koşarlar, soyunma odasına kadar onu bu hayattan yıldırırlardı. Ama fenerli futbolcular yapmadılar. Efendi, efendi terk ettiler sahayı. Beşiktaş'lı futbolcularla beraber hatta.


Daha önce 4-3 yenildikleri halde Beşiktaş'ı alkışla uğurlayan taraftar aklıma geldi. Son maçta şampiyonluk kaçtığı halde, ertesi sene, bir Zico edasıyla takımına destek veren taraftar aklıma geldi.


Bunlar ardı ardına aklıma gelince, İslam Çupi aklıma geldi. Yani o sözü bir de.


Kazansak da kaybetsek de , bütün stadlardan ağır başlı, şampiyon gibi çıkmak dileğiyle.

22 Kasım 2009 Pazar

3-0 ve Mustafa Denizli

22 Kasım 2009 Pazar 0

Fenerbahçe, lig maçlarındaki derbilerde, 3 farklı yenilgiyi en son 2000 yılında görmüştü .
16 Eylül 2000'de 3-0 biten (hem sahada, hem de hükmen) maçın tarafları aynı takımlardı ve yer yine İnönü Stadı'ydı.
.
Daha da önemlisi iki maçın bir baş kahramanı aynı.
.
9 yıl önce alınan 3-0'lık mağlubiyet onunla yaşanmıştı. Seneler sonra aynı mağlubiyeti yaşatan isim yine o oldu. Daum'un katkılarını bir kenara koyarsak tabii.
 
Daraltma Alanı. Design by Pocket