05 Şubat 2010 Cuma

Bir Işık Yak Yeter

05 Şubat 2010 Cuma 0

Caretta Caretta'lar gibi ışığa gider...

Bir ışıktır, sahada mücadele eden futbolcuları görünce dolup taşan umutları...

Kar demeden.

Her bir tl si önemli 44 yeni teleyi umursamadan avuçlarından bırakır,

ya da limitini zorlar öğrenci kredi kartıyla.

Bir umut için öteler bütün sıkıntıları gelecek aya.


Elektrik faturasına ait parayı, 1 haftalık harcını maçın biletine yatıran ne kadar fenerli varsa, önlerinde eğiliyorum. Yalnız, kombinesi olup da o koltukları boş bırakanlara alttan alttan bakarak.


Fenerbahçe 3-0 Bursaspor

01 Şubat 2010 Pazartesi

Facebook | Halk Otobüsü

01 Şubat 2010 Pazartesi 0
Facebook Halk Otobüsü

30 Ocak 2010 Cumartesi

Alpay Erdem/ Uykusuz'dan bir bölüm

30 Ocak 2010 Cumartesi 0

"Defans, orta saha, forvet arasında elbette ki her zaman için bize en yakın olanı defanstır. Defans bizim geçmişimiz gibidir. Hayatımız üzerimize gelen her ne varsa bertaraf etmeye çalışmakla geçmiştir. Ama ne yaparsak yapalım, golleri kalemizde görmekten asla kurtulamadığımızdır defans. Arkasındaki kaleciden sitem dolu sözler de duymuştur, alkış da almıştır. Ve hayat onu biraz sert yapmıştır. Suratı kemiklidir. Orta saha, biraz daha işleri yoluna koyabilmiş olandır. Onun için hayat süper diildir, ama kötü de diildir. Bankada birikmişi, ortalama bir semtte evi olan adamdır. Evinin çatısında güvercin besler. Ek iş yapmaktan da kaçınmaz. Sinsi gibidir de , diil gibidir de. Göbeği küçüktür. Forvet doğuştan şanslı olandır. Varlıklı doğmuştur, öyle gider. Yeteneklidir de. Sen vursan gol olmaz ama o vursa gol olur. Tanrı ona öyle bir ayak vermiştir. İyi midir, iyidir. Ama yine de asla bize defans kadar yakın değildir. Zor şartların yarattığı zor insandır defans."


Alpay Erdem / Uykusuz (sayı:2010/5)

25 Ocak 2010 Pazartesi

Özer Hurmacı'nın Golüyle

25 Ocak 2010 Pazartesi 0

Uzun zamandır eklemiyordum yazı. Hatta, üvey evlat muamelesi yaptım diyebilirim. Bazen müsait olmadım, bazen aklım başka yerdeydi.

Aklıma gelmişken bir not alayım, karlanmış yola tuz döküp açarcasına blogumla iletişimi kesmeyeyim.

Aklıma gelen Özer Hurmacı.

Ne kadar güzel bir anda kale önünde, Guiza'nın bir anda ayaklarına gelen topu beklerkenki ve golün kaleye gittiğini gördüğündeki hali. Fenerbahçe'de böyle sevinen, böyle top bekleyen birini görmek hoşuma gidiyor. O golü atıp sevinirken, ben de atmış kadar oldum.

Bu hissi en son Tuncay Şanlı, Fenerbahçe formasıyla top peşinde koşarken yaşıyordum. Ya da en çok onda yaşıyordum.

Yani izlerken, sayesinde o maç ile ilgili bağ kurmamı sağlayan bir futbolcuydu Tuncay Şanlı.

Dilerim, Özer kaybetmesin futbola dair motivasyonunu.

07 Ocak 2010 Perşembe

Batıda da Var

07 Ocak 2010 Perşembe 0

Neden hep futbolda, örnek olarak o anki futbol çehrelerini örnek gösteriyoruz ? Duyar duymaz bizi tiksindiren ya da bize tuhaf gelen eylemlerin arkasından bazı insanlar, neden bunlar batıda gayet normal diyor?

Batıyı neden böyle olaylarda kıyas kurumu olarak kullanıyoruz? Başarılı oldukları için olabilir mi?

Peki batı futbolu, tüm gelişmelere rağmen, bizde örnekleri çıkınca "bakın batıda da" dediğimiz örneklerinden memnun mu acaba? Yoksa "ulan başarı var, bir şu işi düzeltemedik!" mi diyor ? En azından pek memnun değillerdir herhalde diye düşünüyorum.

Bizler batıyı sığ yerlerde ararken, neden kendi futbol tarimizin sürecini umursamıyoruz ? Düne dair futbol figürlerimiz sadece bir mezarken bizim için, futbolcularımızı neden batılı figürlere benzetmeye uğraşıyoruz ? Bu uğraşlar bizde bir geleneğin oluşmasını engellemiyor mu ?

Arda Turan mesela, gerektiğinde batılı meslektaşları gibi davranmaya çalışıyor, ancak o takımın en büyük kaptanının nasıl bir insan olduğunu düşünüyor mu, bence hayır .

Bizlerin, futbol geçmişimizle bağ kurmak istemeyişimizin altında başarısızlık mı yatıyor? "Nesini örnek alacağım, bir kupa bile yok tarihte." gibi bir mantık olabilir mi? Kupalar almış bir geçmiş olmaması mı geçmişimizi gereksiz yapıyor?


05 Ocak 2010 Salı

Komplolar Dönüyor Beynimde

05 Ocak 2010 Salı 0

Yüreğim emrediyor, komplolar kurması için, beynime. Emrediyor ki asılsın başka gerçeklere.

İçinde Fenerbahçe geçen masallarımızın, beyaz atlı prenslerinden, battal gazilerinden Aykut Kocaman'ın görevde olduğu bir sene, bu kadar futbolcu yitiyor, gitmek üzere ya da huzursuz . Ne genci ne tecrübelisi, hepsinin ağzında bir acı bakla. Ha kustu ha kusacak...



.
Komplolar dönüyor beynimde,

Etrafta kaos havası var.

her yanda insanlar ağzını açmış konuşuyor,

içimde ölen bir şey var...


vay vay vay vay,,,,,,,,,,,


03 Ocak 2010 Pazar

Nedir?

03 Ocak 2010 Pazar 0

Haklısını, haksızını bulacak kadar berrak değil, bu yüzden yapılan her yorumda bir şeyler eksik kalabilir.

Bununla beraber, bir gerçek var ki, Fenerbahçe yönetimi, "Aman bir sakatlık çıkmasın, yılbaşından sonra eline zam açısından koz geçer." diyerek yıl bitmeden sözleşmenin opsiyonunu kullanmıştır.

Bu gayet profesyonel bir tutumdur. Hayli 'profosyonel' bir tutumdur...

Adı geçen, hani en sabırlı, en samandıralı Semih Şentürk'tür. Hani, üzerine kuma gibi gelen golcülere, golsüz zamanlarında baba şevkati gösteren Semih Şentürk'tür.

Eğer Semih Şentürk ile de papaz olunursa, Semih Şentürk de ayrılıp giderse, bünyeye ait kim kalır? Böyle devam ettikçe, Fenerbahçe Stadı'na gidildiğinde bir soru akla gelir; benim buraya gelişim nedendir?

Hatta, Fenerbahçe nedir?