Değişimin Dayanağı


Bence bu olaylar son bulmayacak . Yani başkanlar da değişse bakış açılarımız aynı kalacak .

Beşiktaş özelinde bakarsak, zaten durum daha vahim . Eğer Yıldırım Demirören de başkanlık koltuğundan kalkarsa, bu işleyiş bir gelenek haline gelmiş olacak . Taraftar başkanı rencide eder ve başkan değişir . Bu inanılmaz bir güç.

Aynısını Kocaelispor'un evinde oynadığı Giresunspor maçında görmüştüm . Şehrin belediye başkanına küfür edilmişti maç sonunda . Maçı 1-0 öndeyken kaybetmişti takım . Eğer maç kaybedilmeseydi muhtemelen belediye başkanının şerefi ve haysiyeti yerinde kalacaktı . Yıldırım Demirören'in yaşadığı gibi . Eğer bugün Beşiktaş galip gelse, Beşiktaş'ın bugüne kadar yanlış yönetilmiş olması umursanmayacaktı .

Keşke zamanında tepki verseydi Beşiktaş taraftarı . Belki inandırıcı olurdu . Hele ki diğer başkan adayı ve misyonuyla ilgili söylenenleri düşününce bu tribün faaliyetine insan saf ve temiz duygularla bakamıyor .

Bu mesele sadece Beşiktaş için geçerli değil . Aynısı Fenerbahçe için de geçerli . Eğer bir gün aynı şeyleri yaşarsa Fenerbahçe kim bilir ne konular su yüzüne çıkar . Şu an deniz dalgasız olduğu için denizin kiri, kumu dibe çökmüş durumda .

Beşiktaş'ta bu tepkiler mağlubiyetler ardından geldiği için değişimin sebebi, dayanağı ve değişimle gelenin amacı da ne olursa olsun galibiyet olacak . Yani hiçbir şey değişmeyecek .

Muhsin Ertuğral


Birçok arkadaşımız onunla ilgili ayrıntılı bilgi vermiştir. Ve zaten herkes takdir eder sözlerle ondan bahsetmiştir. Ben sadece not düşmek için yazıyorum bu cümleleri . Benden daha iyi yorumlayan ve benden daha fazla bilgi sahibi vardır bu hoca hakkında .


Onun maç sonrası röportajını dinlerken nasıl bir hissiyat içindeydim tam bilemiyorum ama tahminimce çölde su bulmuş gibi bir surat ifadem vardı . Evet çok klasik bir benzetme oldu . Fakat biz (ya da ben) böyle bir ana ve insana az rastladığımız için, tek tük yaşadığımız bu durumda aynı benzetmeyi kullansak bile tekrara düşmüş olmayız.


Evinize elektrikçi çağırırsınız, adamı görürsünüz ve başında durmaya bile lüzum görmezsiniz işini yaparken . Ya da tesisatçı . Ya da bir üniversite hocanız vardır, öyle bir durur ve konuşurki her türlü biat edersiniz . Hissedersinizki bu adamın yürürken ardında bıraktığı gölgesinde ne bilgiler, tecrübeler saklıdır . İşte Muhsin Ertuğral bana bunu hissettirdi . Hiç böyle bir canlı türü görmemiştim futbol alemimizde . Onun duruşuna yakın diğer isim belki Mustafa Denizli'dir . Ama onun da arada yaptığı çıkışlar ve son yıllardaki futbolu malum .


Her ne kadar Sivasspor, lig içinde hoca değiştirse de, yaptığı bu isabetli karar için tebrik ediyorum . Şampiyon olamayan Sivasspor, geçtiğimiz sezon sıkça telaffuz edilen devrimi(!) yapamasa da belki bu yeni hocasıyla bir zihin devrimi gerçekleştirir, önümüzdeki anlarda ve zamanlarda .
.
Umarım yanılmıyorumdur .

Sevincimizi Kursağımızda Bırakmasın Bir Pet Bardak


Yazıya girmeden önce söyleyeyim . Şu çocukluğumda duyup kulağımın belirsiz yerlerinde saklı kalmış bir şarkının bu maçta tekrar karşıma çıkacağını ummazdım . Maçın en güzel mevuzlarındandı . Yaşasın kimin aklından çıkmışsa mor menekşe...


Atılmaması gerekirdi, 'yabancı madde' adı üstünde bunun . Ama derbiden aynı zamanda o kadar kare vardı ki, söylenecek, bahsedilecek kare . Emniyetin yapması gerekeni gazeteciler yaptı ve maçın skorunun kuyruğuna bağladılar maçın başındaki olayları . Rahat rahat sevinemediğim için üzgünüm . Kursağımızda bir lokma her zaman kalıyor böyle .

Cemaat düsturundan kurtulup atanları adalet makamına atmak gerekir . Neticede Fenerbahçe'nin menfaatlerini konuşuyoruz ve koruyoruz , fenerbahçeli olduğu gerekçesiyle yabancı madde atanın değil . Menfaatten kastım, saha kapattırmama değil sadece. Ondan da önemlisi kulübün manevi değerleri . Büyük kulübe yakışır şekilde misafirperverlik göstermek ve maç izlemek . En büyük rakibini 10. kez pet bardak ile değil tezahüratlar eşliğinde yenmek .

Tüm bunların yanında gazetelerin sonuçtan bağımsız konuşmamaları atılan yabancı maddeleri, insanı işkillendiriyor . Var olan gerçekliği sümen altı etmek ya da onu pet bardağın içine kapatmak . Yenen takımı galibiyet mutluğundan soğutuyor .

Bu konuda kafam net değil, ama durum da böyle değil mi? Bir tarafta maçı sadece pet bardağın arkasından gören medya yazarları var. Kimisi gerçekten samimi . Bir de pet bardak ile yere düşen Keita'nın yalancı olduğunu söyleyen FBtv . İkisini de istemiyorum ben . Hele Keita'nın numara yaptığını söyleyen FBtv'yi hiç . Popülist bir yaklaşım . Ama unutmayalım ki orada bardak atan her biri bir tane atmış olsa en fazla 25 kişi . Yanlış bir popülizm . En azından o tribünde buna yeltenmeyen, bunu istemeyen 50 bin kişi var.

Bu bakış açısı uluslararası maçlarımızda da var . Rakip zamandan çalınca "oyuna adilik yapan " oluyor. Bizim elemanlardan yapan olursa da "akıllı davranarak oyunu soğuttu" övgüsü atılıyor yayın odasından yeşil zemine .

Ağız tadıyla bir eğlenemiyorum arkadaş ! Kursağımda bir pet bardak takılıveriyor ...

90-60-90 Futbol


Bir terazi lazım bazen . Ölçüp biçmek lazım ve nerde olduğunu bilmen lazım hayatta . Ama durmadan terazinin bir tarafına bizimkileri bir tarafına büyük medeniyetleri koymanın ne anlamı var ?

Özellikle şu kanallarda büyük liglerin maçları yayınlanmaya başladığından beri söylenir oldu "abi o maçları görünce bizimkide futbol mu diyorum kendime " gibi sözler . Ve türevi cümleler kuruldu . Daha da kurulacak .

İzleme . Eğer o kadar uzaksa sana maneviyatı bu maçların izleme . Senin futboldan beklentin en gelişmiş(!) futbolu izlemek ve en değerli ayakları izlemekse . Hiç yorulma . Bu ülkede hiç kimseye açık çek verilmedi, dünyanın en iyi topu bu ligde oynanacak sen de bekle diye . Hangimiz ya da kaç kişi çocukken sadece kopmamış bloklar ve hızlı futbol için gönül verdi bu oyuna . Evet bunlar bir neden sevmek için . Ama bir neden . Dahası var . Olmalı .

Bir kaplumbağa gibi ışıklara aldanıp denizin aksi istikametine gitmesi gibi nedir bu kusursuzluğa kapılma işi . Biz futbol maçı kusurlu olunca, onu sevmiyor muyuz?

Tıpkı bütün kadınların 90-60-90 olduğunda sadece güzel olacağını düşünmek gibi. Aynı hayat görüşünden çıkıp ülkeleri evrensel değerlere prangalayan husus .

Bu ülke düzeninde Süper Lig'in ve 1.Lig'in oyun kalitesi televizyondan izlediğimiz İspanya, İngiltere futbolunun aynısı olamayacak . Ama bari arada iki tane de insanları yöresindeki stadlara kalkıp götürecek sözler söylensin . Oralarda da illa ki heyecanlı maçlar oynanıyor . Ama tribünlerin çoğu boş . Futbolcular top oynarken onları in-cin seyrediyor. Böyle devam ederse, sahaya inecekler .
.
Bizler ise ne rüzgarını, ne güneşini hissetmediğimiz avrupa ligi maçlarını izleyerek tatmin olacağız . Şimdi olduğu gibi . Bir masturbasyon gibi yani . Hani bilim-kurgu filmlerinde kapsüllerle besleniyordu ya insanlar. Kapsüllerle besleyeceğiz futbol aşkımızı .
.
Allah rızası için insanları tribünlere gitmeye teşvik edecek iki söz söyleyin . Televizyonda söyledikleriniz, ancak o sözü söylediniz tv kanalının maç yayınında, reytinglerine yarıyor.

Dolu Yağdırdı (Kocaelispor)


Dün apartmandan çıktığımda takır tukur sesler duydum ve bunun yukardan düşen bir şey olduğunu zannettim. Evet yukardan düşüyordu fakat bu bir dolu yağışıydı. Üstelik o sırada güneşi de görebiliyordum.
Kocaeli'nin dünkü hava durumuyla Kocaelispor'un hava durumu arasında bir benzerlik var gibiydi sanki.
Ayrıca sırf bu yazı için rüyada dolu yağışının anlamına baktım, ilginç yorumlar vardı.

Yorumlardan biri "eger o kimsenin ticaret icin denizde mal ve sermayesi varsa o mal ve sermayeden korkulur. rüya sahibi fakir ise muhtac oldugu, giydigi ve istifade ettigi seyler o kimsenin yaninda kalmaz ve gelecegi icin de bir sey biriktiremez." idi.

Diğeri ise "zamansiz dolu veya Kar yagdigini gören kimse, kisa süreli bir hastaliga yakalanir ve bunu cabuk atlatir." idi.

İlk yorumu ben Kocaelispor'a maç öncesi gelen hacize yordum. Avukatların krampon ve spor malzemelerini almak istemelerine. İkincisini ise Kocaelispor'un maçın başında gol yedikten sonra hemen bunu çıkarmasına.

Kocaelispor-Erciyes maçını da bir kafede izledik kuzenimle. Kuzenim bana bazı kafelerde Kocaelispor taraftarlarının toplandığını söylese de, Kocaelispor'un öne geçtikten sonra bir kişinin ağzından sakince "gol" sesi çıkması, 1-2 kişinin dönüp sadece bakması beni yadırgattı. Orda İsveç-Danimarka maçı oynansa belki bundan daha fazla kafa çeviren olurdu diye düşünmekteyim.

Tutmasa da insan biraz merak eder insan. Kayıtsız kalınır mı bu kadar? Bu kulüp kayıtsız şartsız Kocaeli'nindir.






__


Erciyesspor 2-2 Kocaelispor

Akşam Pazarı

"Öyle pazar değil, böyle pazar."







Bugün ligin ilk iki sırasındaki iki büyük takımı ardı ardına maçlar yapacaklar. Önümüzdeki hafta birbirleriyle oynamaları sebebiyle de heyecanlı bir pazar günü yaşayacağız. Özellikle milli takımın elenmesiyle birlikte yürekler yeni heyecanlar aradığı için daha 9. haftada şampiyonluk meselesi beynimizde üremeye başladı.



Yarın ya da sonuçlara göre büyük ihtimalle atılacak başlıklardan bazıları "pazar" gününe atıfta bulunabilir. Mesele çok klasik olabilir ama pazartesi sabahı bir gazetemiz "can pazarı" başlığını atabilir. Kanlı pazar tamlaması aklıma geliyor ama bunun vahşi olaylar hatırlatıyor olduğunu biliyoruz, kimse cesaret edemez.



Eğer iki kulüp birden puan kaybeder ya da ikisi birden zoraki kazanırsa, özellikle Fener gündüz kaybedip Galatasaray akşam maçında zoraki kazanırsa aklıma gelen başlık "akşam pazarı" .

Mutlaka görecekmişim gibi geliyor. Biraz önce iddaa.com'un sayfasında da gördüm.



Zevkli bir pazar olacağı kesin. Şimdiden oynayanlara da yazanlara da kolay gelsin.

KOCAELİSPOR (3 GOL VE 3 PUAN)

Bugün maça gitmedim ve Kocaeli kazandı. Şimdi içimde ufak bir korku var. İçten içten düşünüyordum "ben gitmedim belki kazanırlar" diye, ki kazandılar. Şimdi korkarım maça giderken, ya yeniliriz diye. Eğer giderim de kazanamazlarsa cenabetlik var diye de korkarım.



Sözün özü, Kocaelispor kazandı. Bu hafta hem 3 golle hem 3 puanla tanıştı. Bu vatandaşları arada sırada ziyaret eder diye düşünüyorum artık Kocaelispor. Çünkü topçuları kazanmayı başardı ve kazanmayı öğrendi.

Hayırlı olsun...

_____


Kocaelispor: 3 Gaziantep Büyükşehir Belediyespor: 1

GOLLER: Serdar Topraktepe (dk 13, dk 40), Hamza (dk 47) (Kocaelispor), Ertan (dk 74) (Gaziantep BŞB)


.